Hikaye Nedir ?
Yaşanmış veya tasarlanmış bir olayı, bir durumu; yer, kişi ve zaman belirterek anlatan kısa yazılara öykü(hikaye) denir. Genellikle romandan kısa olurlar, dar bir zamanı kapsarlar, kişileri romana göre daha azdır, anlatılanları tek ve sınırlıdır ve olayla ilgili yer ve zaman belirtirler. Serim düğüm ve çözüm denilen üç bölümden oluşurlar.Olayı sürükleyen bir kişi(öykünün kahramanı) vardır. Hikaye kısalığı ve kurgusuyla masala, kişilerin nitelendirilmesi, eylemin işlenişi ve canlandırılmasıyla da romana yaklaşır. Hikayenin kısalığı yapısal olarak, kişinin niteliğiyle geliştiği eylem arasındaki sıkı bağdan kaynaklanır. Hikayenin çerçevesi, çoğu kez anlatıcının durumunu belirterek çizilir. Halk hikayeleri; konuları bakımından, Aşk Hikayeleri ve Kahramanlık Hikayeleri olarak ikiye ayrılır.Aşk hikayelerine örnek olarak Kerem ile Aslı’yı, kahramanlık hikayelerine ise Köroğlu ile Kirmanşah’ı verebiliriz. Türk hikayeciliği en parlak dönemini, Cumhuriyet döneminde yaşamıştır. Edebiyat-ı cedide döneminde hikaye türleri iyice gelişmiştir. Bu dönemdeki yazarların çoğu(Halide Edip Adıvar, Hüseyin Cahit Yalçın vb.) romancılığı öne almışlardır, hikayeciliği bir yan uğraş olarak kullanmışlardır.
HİKAYE
Gerçek hikayenin; bütün bilimleri, fenleri içine alan, her kötülüğü, her hastalığı, her gizli bozukluğu, yarayı aydınlığa çıkaran yüksek bir gücü vardır. Hüseyin Rahmi GÜRPINAR Hikaye; hayatta olan veya olacak kanısı veren olayları bir ölçü ile anlatan;hayalde tasarlanan ilgi çekici bir takım olayları anlatarak okuyanda heyecan veya zevk uyandıran yazıdır. Hikayelerin kişileri azdır;bir tek olay amacıyla yazılır. Derin çözümlemelere pek elverişli sayılmaz. Hikayeler, çoğunlukla, birkaç sayfa uzunluktadır. Hikayeler, hareketten hoşlanan insanın bu isteğini karşılar; insanlara karşı duyulan yakınlık duygusunu arttırır. Bir an için de olsa, okuyucuyu hayal dünyasında dolaştırır. İnsanın zihin gelişmesini arttırır;insanlara yüksek ideallerle birlikte geniş bir hayat anlayışı sağlar. Hikaye; üzerinde gerektiği kadar durulmamış kompozisyon türlerinden biridir. Hikayedeki olay, başlangıçtan sonuca doğru giden bir olayın bir anlık parçasıdır. Hikayeler; çoğunlukla, o bir anlık parça içerisindeki insanı incelemeyi gaye edinirler. Bununla beraber, herhangi bir hayvan, bir şey de hikayenin konusu olabilir. Bunun için kısa hikayeler; yoğun, dolgun bir nitelik taşımalıdır. Hikayelerin kısa, kişilerin sayıca az ve hayatlarının yalnız bir tek safhasının anlatılması belli başlı bir özelliğidir. Biz bugün hikaye dediğimiz zaman, moral ve zevkin birbirine bağlanmış olmasını kastediyoruz. Alain: Hikayede her şey geçmişi gösterir, onun yaşadığımız anla ilgisi, yalnızca anlatımındaki birleştirici sestir. görüşündedir. Balzac: Bir hikaye, bir insanı ölümsüz yapabilir. der. Hermann Kesten’e göre:İyi bir hikaye edebi bir şanstır. Bu bakımdan iyi hikayeler pek azdır. İyi hikayeciler de azdır, bütün hayatları müddetince bir avuç veya bir düzineden fazla iyi hikaye yazmış olan hikayeciler, XIX. Yüzyıldaki Th. Hoffman ve Gottfried Keller gibi, dünya edebiyatındaki Boccacio, Maupassant ve Çehov gibi ölümsüz hikayeciler. İyi bir hikaye, olayların düşünmeye değer tarafı ile hikayecinin karakterinde bulunan kişisel bir üslubun karışmasından meydana gelir. İyi bir hikaye, bütün edebi yönelişlerden ve denemelerden daha kuvvetlidir, zamanın ve hikayecinin üslubundan da kuvvetlidir. Eski edebiyatımızda da hikaye diye geçer. Conte, Fransızca Nouvelle de hikaye anlamındadır. İlk hikaye anlatımı, önce Doğu ’da sonra Batı ’da, mizah yollu olaylarla başladı. Yazılı olarak ortaya çıkışı çok daha sonradır. Bunların yazarları belli değildir. Hikaye türünün kaynağı eski Hint’e kadar gitmektedir. Halk masallarının bu türü hazırladığı, Binbir Gece Masalları nın hikayeye kaynaklık ettiği savunulmaktadır. İtalyan yazarı Baccacio’nun Dekameron (On Günlük) adını taşıyan yapıtı, Batı edebiyatında görülen ilk hikaye türüdür. Daha sonra İspanyol romancısı Cervantes, İngiliz şairi Geoffrey Chaucer, bugünkü anlayışımıza uygun hikayenin ilk başarılı örneklerini verdiler. Fransızların Ortaçağ sonlarına doğru görülen Gülün Romanı, Tilkinin Romanı, Marie de France’ın Heptameron (Yedi Günlük) adını taşıyan yapıtları, olaya önem veren ilk hikayelerdir.
